23 Mayıs 2015 Cumartesi

Hz. Peygamberin Hayatı

Peygamberimizin Kişilik ve Karakteri

Sadece Arabistan'ın değil, bütün dünyanın o zamanki halini bir defa daha gözünüzün önüne getirin ve bunun karşısında şu hususlara dikkat edin. Söz konusu kişinin hangi şartlar altında doğduğuna, ailesinin nasıl olduğuna,
çocukluğunun nasıl bir çevrede geçtiğine, gençliğinde ne yaptığına ve kimlerle haşir neşir olduğuna. Daha ilk bakışta kendisinin bambaşka bir insan olduğuna kanaat getirirsiniz. Ondan daha yüksek ahlâklısı ve temiz karakterlisi yoktur.
Hiçbir zaman yalan söylemez. Doğru sözlülüğüne bütün millet şahittir. En ezeli düşmanı bile falanca yerde veya zamanda, yalan söylediğini iddia edemez. Kimseye kötü sözler söylemez. Kimse O'nun şu veya bu vesile ile küfür söylediğini veya müstehcen şeyler konuştuğunu ileri süremez. Her türlü insanla, her konuda görüşür ama kimse ile ağız kavgası yaptığı, sert konuştuğu söylenemez. Dili sert değil, yumuşak ve tatlıdır. Öylesine tatlı dillidir ki O'nunla konuşan ve sohbet eden kişi olgunluğuna hayran kalır. Kimseye kötü muamele
yapmaz, kimsenin hakkını çiğnemez. Yıllarca ticaretle meşgul olmasına rağmen bir defasında bile birinin parasını yediği veya para yüzünden kavga çıkardığı vaki olmamıştır. Beraber çalıştığı herkes dürüstlüğüne inanmıştır. Öylesine doğru sözlü ve ilişkileri dürüst olan bir insandır ki, herkes O'na "emin" lakabını takmıştır. 

Dürüstlüğüne o kadar inanılıyor ve güveniliyor ki düşmanları bile para ve kıymetli eşyalarını O'na emanet ediyorlar. Her tarafta hayasızlık ve çıplaklık almış yürürken, kendisi çocukluğundan beri her zaman uygun kıyafette bulunmuş, hayalı davranmıştır. Ahlâksızlık yanından bile geçmemiştir. İçkiye dokunmaz, kumar oynamaz, görgüsüz ve kültürsüz İnsanlar arasında temizlik ve erdemliliğin timsâlidir. Laubalilikten nefret eder. Temizlik ve taharet hayranıdır. Yumuşak kalbli ve merhametlidir, herkesin derdini paylaşır. Başkaları için acı ve eziyet çeker. Çevresi, vahşilerle doluyken kendisi şiddet ve kan dökülmesinden
nefret eder. Aşiretler arasındaki kavgalardan uzak durur, şahsi ve ailevi çatışmalara katılmaz, hatta bunları tasvip de etmez. Herkes putlara taparken, O akıl ve mantıkla hareket eder. O'na göre, gökler ile yeryüzü arasında tapılacak hiçbir şey yoktur. Hiçbir yaratığın önünde eğilmez. Putlara kurban vermeyi veya putlara adanan hediye ve yiyecekleri kabul etmez. Gönlü her türlü şirke ve mahluklara tapılmasına razı olmaz. Kısacası, bu insan alacakaranlıkta etrafını aydınlatan bir kandil ve âdi taşlar arasında göz kamaştırıcı bir elmas gibidir.

Hiç yorum yok: