9 Aralık 2015 Çarşamba

Hz. Peygamberin Hayatı

Son Peygamber'den Sonra Nübüvvet İddiası

Hazreti Peygamber (a.s.)'in son peygamber oluşuna en çok itirazlar Ahmediler9[2] tarafından yapılır. Bu konuda Ahmediler ve yandaşları tarafından sık sık mektuplar alırız. Bazı diğer Müslümanlar da ortalık bulandırıldığı için
tereddüde düşerek bize bazı sorular yöneltirler. Bu sorular ve bunlara verdiğimiz cevaplar konuyla yakından ilgili olduğu için buraya aktarıyoruz.


Soru: "Tercüman-ul Kur'an" dergisinin ocak-şubat sayısında (s. 236) diyorsunuz ki, "tecrübem şahittir, Allahu Teâlâ hiçbir zaman yalanın dal budak salmasına izin vermez. Her zaman, doğruluk ve dürüstlükten nasibini alamayan ve
Allah'tan korkmayanlara cevap vermemeyi adet edinmişimdir... Onlardan ben değil, Cenab-ı Hak intikam alacaktır ve yalanları inşallah bu dünyada ortaya çıkacaktır."


Burada hemen şunu belirteyim ki, ben Ahmedî'lerin hemen hemen bütün kitaplarını okumuşumdur ve çalışmalarını da yakından izlemişimdir. Benim bu hususta bazı sorularım olacaktır: 


Birincisi, bu sadece tecrübeniz meselesi değildir. Kur'an-ı Kerim'de de Allah Teâlâ buyurmuştur ki:  "Eğer Muhammed adımıza düzmece bir şey söyleseydi,
Biz O'nun elini tutar. O'nun kalp damarını keserdik". (Hakka; 44,45,46)


Şimdi eğer Mirza Bey yalancıysa, neden Allah (cc.) hâlâ onu yakalamamıştır. Aksine, Müslümanlar için zararlı olduğu söylenen hareketi giderek kuvvet kazanıyor ve hatta dış ülkelerde de çeşitli taraftarları ortaya çıkıyor. Mirza Bey’in
getirdiği mesaj 65 yılını doldurdu. Biz ne zamana kadar ilâhî kararı bekleyeceğiz? Halen kendisi refah ve saadet içindedir.


Bu yeni harekete muhalif olanlar niçin meseleyi Allah'ın takdirine bırakmıyorlar? Son kararı Allah (cc.) versin. İkincisi, s. 242'de partinizin Alman asıllı bir mensubu Berlin'de Ahmediye Cemaatiyle işbirliği sorununu ortaya atmıştır. Eğer
Ahmedîlerin İslâm'ı yayma konusundaki gayret ve başarılarını takdir ediyorsanız onlarla Pakistan'da niçin işbirliği yapmıyorsunuz?


Cevap: Hayret doğrusu, siz peygamberlik iddiasında bulunan bir kişinin meselesini bu kadar hafife alıyorsunuz. Temas ettiğiniz sözlerim alelâde bir durumla ilgiliydi ve bunları sadece yalan bir iftirayı bertaraf etmek maksadıyla
söylemiştim, iftira da bana atılmıştı. Şimdi siz kalkıyorsunuz bu sözlerimi hakikaten peygamberlik gibi yalan bir iddiada bulunan bir kişi için söylenmiş olduğunu ima etmek istiyorsunuz. Ya da en azından, bu birbirinden tamamıyla ayrı iki olay arasında bir benzerlik bulmaya çalışıyorsunuz.


Biliyorsunuz ki nübüvvet iddiasında bulunan bir kişiyle ilgili yalnızca iki ihtimal vardır. Eğer o gerçekten bir peygamber ise onu tanımayan kâfirdir ve durum tam tersi ise onu tanıyan kâfirdir. Bu büyük meseleyi siz basit bir kararla halletmeye çalışıyorsunuz ve diyorsunuz ki, Allah onun hakkında gazaba
gelmemiş ve onu yakalamamışsa onun peygamberliğini kabul edelim. Söz konusu kişinin başlattığı fitnenin büyüyüp geliştiğini ve ilâhî karar için fazla beklemenin anlamsız olduğunu ileri sürüyorsunuz. Sizce, her kim peygamberliğini iddia eder, etrafında bir sürü adam toplar ve sizin belirlediğiniz müddet içinde ilâhî adaletin pençesinden kurtulabilirse, onu peygamber olarak tanımamız mı gerekir?


Sizce bir kişinin peygamberlik iddiasının doğru olup olamadığının araştırılması için yalnızca bu yöntem yeterli midir?


"Ve lev tekavvele aleyna ba'de'l-ekâvil" ayetinden çıkardığınız mana yanlıştır. Bu âyette anlatılmak istenen şey şudur: Hazreti Muhammed (a.s.) -ki gerçekten Allah'ın peygamberidir- Allah'ın vahiy olmaksızın kendi uydurduğu bir şeyi Allah'ın adıyla başkalarına sunmaya çalışırsa, onun boynunun damarı kesilecektir, Bu demek değildir ki gerçekten Allah'ın peygamberi olmayan bir kişi, yalan yanlış iddialarda bulunur ve kendisinin Allah'ın rasulü ve elçisi olduğunu ileri sürerse onun boğazı da derhal kesilecektir. Ayrıca, yukarıdaki
ayette, boğazın Allah tarafından kesilmesi peygamberliğin bir ölçüsü olarak tanımlanmamıştır. Yani boğazı kesilen sahte, boğazı kesilmeyen de doğru peygamber olarak tarif edilemez.



Gelecek Konu: Son Peygamber'den Sonra Nübüvvet İddiası 2

Hiç yorum yok: