22 Nisan 2016 Cuma

Kandil Kutlamaları

Kandil deyince kiminin aklına gelen ilk şey kandil geceleridir, Kimilerinin ise gerçek anlamı olan zeytin yağı veya hayvansal yağların bir şişe veya kap içine doldurularak ucuna fitil koyulan sonra ateşleyerek etrafı aydınlatan bir araç olduğudur.

Bizim burada anlatmak istediğimiz Dini Kandil Kutlamalarıdır.

Yüce Rabbimiz, bazı zaman ve mekânları diğerlerinden farklı ve üstün kılmıştır. Tıpkı mescidler içinde Mescid-i Haram’ın, aylar içinde Ramazan’ın, günler içinde Cuma’nın farklı olması gibi. Rabb-ı Rahimimizin hususi teveccühünün yanı sıra, söz konusu istisnai zaman ve mekânların, müminlerin manevi yaşamlarında monotonluğa kapılmasını engellemek, teffekküre ve tevekküle imkân sağlamak, affa ve mağfirete vesile olmak gibi birçok hikmetleri vardır.

Ülkemizde kandil geceleri diye bilinen geceler takvim sıralamasına göre; Rebiulevvel ayının 12. gecesi Mevlid, Recep ayının ilk cuma gecesi Regâip, yine Recep ayının 27. gecesi Mirac, Şaban ayının 15. gecesi Berat ve Ramazan ayının 27. gecesi olan Kadir gecesidir.Bu geceler Osmanlılar döneminde II. Selim (1566-1574) zamanından başlayarak, minarelerde kandiller yakılarak duyurulup kutlandığı için “Kandil” olarak anılmaya başlamıştır. Diğer Müslüman ülkelerde de bu gecelerin tümünün kutlanmakta olduğu düşünüldüğünden, umreye giden vatandaşlarımızın, “Araplar kandil nedir, bilmiyorlar” diye serzenişte bulunduklarına tanık olmuşuzdur.

Allah Teala “… Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı seçtim....”(Mâide, 5/3) buyurmuştur. Burada bir çok insan farklı yorumlar çıkarabilir. Kimileri dini tamamladım, yani eksiltme veya çoğaltma veyada artık ilave olamaz gibi yorumlar olabilir. Bu ayete göre kandil kutlamalarınında yanlış olduğu kanısı olabilir. Farklı araştırmacılar farklı ayet ve hadislerle olayı süsleyebilir bizleri yanıltabilir.

Kandil gecelerinde neler yapıldığı aşikar ortada, Dinimiz İslam akıl, düşünme ve iyilik emreden hoşgörü, yasak ve emirlere uyma dinidir. Dinin adı zaten uç nokta, bitmiş tamamlanmış demektir,

1566 II. Selim'den itibaren başlayan kandil gelenekleri bir din ilavesi değildir, II.Selim'den öncede farklı ülkelerde müslümanlar tarafından kutlanırdı.

Sizlerde bilirsinizki devlet yönetenlerin karar alma merci vardır. Padişahda olsanız kendi kararınızı kendiniz veremezsiniz.

Size Kanuni Sultan Süleyman'la ilgili araştırmalarımda karşıma çıkan bir olayı anlatmak istiyorum.

Kanunî Sultan Süleyman, küçük bir sandığın kendisiyle birlikte gömülmesini vasiyet eder. Vefatından sonra sandık açıldığında herkes şaşakalır. Orada Şeyhülislâmın verdiği fetvalar bulunmaktadır. Cihan Padişahı, devleti yönetirken yaptığı her işin fetvasını sorarak hareket etmiştir. Bunu gören Şeyhülislâm: "Süleyman sen kendini kurtardın, Allah bize merhamet etsin." demiştir.

Dinle veya devlet işleri ile alakalı bir karar alındığında imparatorluğun önde

gelen alimleri bugünleri özel gün veya insanları ibadethanelere toplanmak şartıyla Rab'bimize ibadet ederek dünyadaki görevimizi yerine getirme konusunda yardımcı olmuşlardır. bilirsiniz ki Mekke ve Medine topları dahi Osmanlı himayesindeydi, yani o dönemin alimleri hak ve hukuk konusunda sadece padişahın değil halkında dini bilgilerine güvendiği kişilerdir.

Bizler bireysel olarak aklımızdan geçenin fetvasını verme gibi lüksümüz yok, Araştırıp bilginin kaynağının sağlamlığı ispatlamak şartıyla dinimizin içinde olduğu konularla hareket edebiliriz. Bu demek değildirki bugün 10 sayfa kuran oku 100 rekat namaz kıl gibi değil. Dinde hiçbir zaman zorlama yoktur. Dinimizin şartları bellidir.

Bu zamanda fetva veren alim ve hoca kılığında profesörler veya diz boyu sakallı ve cübbeli kişiler var ki, insanın kafasının karışmaması imkansız.

Kandil olayı bundan 450 yıl önce alimlerin cami minarelerine Rebiulevvel ayının 12. gecesi Mevlid, Recep ayının ilk cuma gecesi ( Regâip ), yine Recep ayının 27. gecesi Mirac, Şaban ayının 15. gecesi Berat ve Ramazan ayının 27. gecesi olan Kadir gecesini insanlara duyurmak için yapılmıştır.

Minarelerde bu kandilleri gören kişi sizce ne yapar? Merak eder sora sora nedenlerini öğrenir.

Dininin özelliklerine bir adım daha gitmek için uğraşır veya uğraşmaz, Yaratanı zikreder veya farklı işler yapar, bu tamamen kişinin inancına göre farklılık gösterir.

Müslüman kişi zaten Allah için yaşar ve Allah için ölür, bu dünyanın kıymetini bilir, Emir ve yasaklar ne ise onu yapar, İslam tarihinde bu tarz önemli olayların müslümanlar arasında anılması veya başkalarına hatırlatılması normal bir olaydır.

Bugün Hz. Muhammed Mustafa S.A.V ilgili farklı bir konu öğrensek müslüman olarak onu yapmaya çalışırız.


Birlik beraberlik, hoşgörü ve bütün güzelliklerin devamı için böyle gecelerde buluşmak üzere...

Fatih Akgül

Hiç yorum yok: