14 Eylül 2015 Pazartesi

Hz. Peygamberin Hayatı

Hıristiyanlar Neden Barnabas İncili'ne Karşı Çıkıyor?

Hıristiyanların Barnabas İncili'ne neden bu kadar şiddetle muhalefet ettiklerini araştıracak olursak, bunun sebebinin sadece Hz. Muhammed (a.s.)'in gelişine dair açık seçik işaretleri ihtiva etmesinin olmadığını görürüz. Zira, Hıristiyanlar bu İncil'i zaten Hz. Muhammed (a.s.)'in doğuşundan önce reddetmişlerdi. 

Aşağıdaki satırlarda Hıristiyanların şiddetli öfke ve muhalefetinin gerçek nedenlerini ayrıntılı bir şekilde anlatmaya çalışacağız. Bilindiği üzere, Hazreti Îsa'nın ilk taraftarları kendisini sadece bir Peygamber olarak tanırlardı, O'nun bütün talimatlarına harfiyyen uymazlardı. Bu ilk yandaşları Musevi
şeriatına bağlı olup akide, ilâhî emir ve ibadetler bakımından kendilerini Beni İsrail'den ayrı saymazlardı. İlk Hıristiyanlar ile Beni İsrail arasındaki tek fark, birincilerin Hz. Îsa'yı Mesih olarak tanımaları ve O'na iman etmeleriydi. Oysa, Beni İsrail Hz. Îsa'yı peygamber olarak tanımıyordu. Daha sonra, Aziz Paul Hıristiyan cemaatine girince Romalı, Yunan ve İsrailli veya Yahudi olmayan diğer ulusları da Hıristiyanlığın çatısı altında toplamaya çalıştı. Bu sebeple, yeni bir mezhep ve hatta dinin temelini attı. Bu yeni din akide, inanç ve kurallar açı-
sından Hz. Îsa'nın yaymaya çalıştığı dinden çok farklıydı.

Aslında bu aziz, hiçbir zaman Hz. Îsa'yı görmemiş, ondan telkin almamıştı. Hatta Hz. Îsa sağ iken kendisinin en büyük muhaliflerinden biriydi ve Îsa peygamber göğe çıkartıldıktan sonra birkaç yıl bu tavrına devam etti. Daha sonra Hıristiyan olarak yeni bir dini oluştururken de kendi yaptığı tasarruflara delil olarak Hz. Îsa'nın hiçbir söz veya fiilini halka göstermedi, aksine bunların kaynağının şahsi ilham olduğunu ileri sürdü.

Yeni dini ortaya koyarken başlıca amacı, bu dinin Yahudi olmayan bütün kavim ve milletlerin tereddütsüz kabul edebileceği mahiyette olmasaydı. Nitekim, bir Hıristiyanın Yahudiliğin bütün şeriatından bağımsız olduğunu ilân etti.

Yiyecek, içecek konusunda her türlü helâl ve haram farkını ortadan kaldırdı. Yahudi olmayanların zoruna giden sünnet ananesine de son verdi. Sadece bunlar değil, Hz. Îsa'nın ulviyeti, Allah'ın oğlu olduğu ve çarmıha gerilerek Adem oğullarının günahını üstüne aldığı ve böylece bedellerini ödediği gibi çeşitli saçma sapan tezleri de ortaya atıverdi.

Fakat bu tür fikir ve tavırlar müşrik ve kâfirlere çok cazip geliyordu ve Aziz Paul bu gibi uydurmalarla hissiyatlarını okşamaya ve yeni dine teşvik etmeye çalıştı. Hz. Îsa'nın ilk yandaşları bu tür bidat ve batıl itikatlara karşı çıktılar. Ama ne çare ki, Aziz Paul’un şeytanca bir düşünce ile Hıristiyanlığa
açtığı bu kapıdan Yahudi olmayan Hıristiyanlar büyük bir sel halinde girdi ve bu baskın karşısında çok az sayıdaki özüne bağlı dindar kişiler dayanamadılar. 

Yine de M.S. üçüncü yüzyılın sonuna kadar, Hz. Îsa'nın ulûhiyetini reddeden çok kişi vardı. Ne var ki, MS. dördüncü gün başında Nicaea'da toplanan Paralık Konseyi (325), Aziz Paul'ün düşünce ve görüşlerini Hıristiyanlığın esasları olarak kabul etti. Daha sonra, Roma İmparatorluğu da Hıristiyanlığı resmi din olarak benimsedi. Bu olay, İmparator Theodoseus zamanında çıkarılan bir kanunla perçinleşti. Bundan sonra, Aziz Paul'ün akide ve inançlarına karşı olan bütün kitap ve belgeler gayet doğal olarak gayri meşrû ve gayr-i kabili rücû ilân edildiler. M.S. 367'de ilk defa, Athanasius'un bir mektubuna uygun
olarak muteber, meşrû kitap ve vesikaların listesi hazırlandı. Bu listeyi 382'de Papa Damasius başkanlığında toplanan konsey onayladı. Beşinci yüzyılın sonunda ise, Papa Gelasius bu listeyi tasdik etmesinin yanı sıra muteber ve meşrû olmayan kitap ve vesikaların listesini de hazırlattı. İşin ilginç tarafı, adı geçen kitapların meşru, güvenilir veya güvenilmez olarak tasnif edilmesi için kabul edilen ölçü sadece Aziz Paul'ün uydurduğu inanç ve kurallardı ve hiçbir Hıristiyan âlim veya kilise adamının çıkıp bunların Hz. Îsa'nın talimatına uyduğunu iddia etmeye cesaret edemeyişiydi. Hatta, muteber
ve meşrû kitaplar mecmuasına dahil edilen İncil'lerde de Hz.Îsa'nın kendi söz ve hareketlerine dair herhangi bir kayıt bulunmuyor.

Gayet tabii ki, Barnabas İncili, itibar edilmeyen ve meşrû olmayan kitapların listesinin başına geçirilmişti. Bunun başlıca sebebi, muhtevasının o zaman revaçta olan resmi dinin inanç ve kurallarına tamamıyla zıt olmasıydı. Kitabın
yazarı, başta kitabı kaleme alışının sebebini anlatıyor: ."Bu kitabın gayesi, Şeytan'ın hilelerine uyarak Hz. Îsa'yı Allah'ın oğlu ilân edenleri ıslah etmektir.

Bu İnsanlar (Şeytan'a uyanlar) erkeklerin sünnet edilmesini gereksiz buluyor, haram yiyecekleri helâl kılıyorlar. Bu tür hataya düşenler arasında (Aziz) Paul de vardır." Barnabas'ın beyan ettiği gibi, Hz. Îsa sağ iken, Mu'cizelerini gören müşrik Romalı askerler O'nun Allah'ın oğlu ve hatta Allah olduğunu söylemeye başladılar ve bu yanlış inanca daha sonra İsrail Oğulları da bulaştılar.

Barnabas bundan sonraki gelişmeleri şöyle nakleder: "Hz. Îsa bu gidişata çok üzülmüştü. Defalarca, O'nun etrafını saranları uyardı ve yanlış inançlarını şiddetle kınadı.

Öğrencilerini çeşitli bölgelere gönderdi. Bu öğrenciler, Hz. Îsa'nın duaları sayesinde tıpkı kendisi gibi halka bazı Mu'cizeler gösterdiler. Bu gösterinin maksadı kendisinden Mu'cizeler sadır olan bir kişinin Tanrı veya Tanrı'nın oğlu
olması gerekmediğini açıkça ortaya koymaktı". Barnabas bundan sonra Hz. Îsa'nın bu konuda yaptığı çeşitli konuşmalarını nakleder. Bu konuşmalardan, Hz. Îsa'nın halk arasında yaygınlaşan batıl itikatlara ne kadar karşı olduğu
anlaşılıyor. 

Barnabas Hz. Îsa'nın ümmetinin doğru yoldan sapmasından son derece endişeli olduğunu ifade ediyor. Ayrıca, Aziz Paul'ün, Hz. Îsa'nın çarmıhta can verdiği yolundaki gerici akidesini şiddetle yalanlıyor ve kendi gözleriyle gördüğü olayı şöyle anlatıyor: "Şakirt Yahuda (Judah, Judas) Yahudilerin Baş Hahamlarından rüşvet alarak Hz. Îsa'yı yakalamak üzere askerlerle gelince, Allah'ın emriyle, dört melek, Hz. Îsa'yı semaya kaldırdılar ve Şakirt Yahuda'nın
yüzü ve sesi tamamıyla Hz. Îsa'nınki gibi yapıldı. Böylece, çarmıha Hz. Îsa değil Yahuda gerildi". Barnabas İncili'ndeki bu ifade, görüldüğü gibi, Paul'ün kurduğu Hıristiyanlığın kökünü kazıdığı gibi, Kur'an-ı Kerim'in ifadesini de tamamıyla doğrular niteliktedir. 

Hiç şaşılmamalıdır ki, Kur'an-ı Kerim'in inişinden tam 115 sene evvel Barnabas İncili'ndeki bu ifadeler, kitabın Hıristiyan kilise adamları tarafından aforoz edilmesine sebep oldu.

Gelecek Konu: Barnabas İncili'nde Yer Alan Açık işaret ve Haberler

Hiç yorum yok: