11 Temmuz 2017 Salı

Ettehiyyatü...» nün tercümesi,

İsrâ Sûresi
“Kulunu (Muhammed -aleyhissalâtü vesselâm-’ı) bir gece, Mescid-i Harâm’dan kendisine bâzı âyetlerimizi göstermek için, etrâfını mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allâh, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilen, hak­kıyla görendir.”(el-İsrâ, 1)


Necm Sûresi

“İnmekte olan yıldıza[1] and olsun.” (en-Necm, 1)

“Sâhibiniz (Muhammed Mustafâ) sapmadı ve bâtıla inanmadı. O, arzûsuna göre de konuşmamaktadır. O’nun konuşması vahiyden başka bir şey değildir. Çünkü (bildirdiklerini)O’na güçlü, kuvvetli ve üstün yaratılışlı biri (olan Cebrâîl, Rabbinin emri üzere) öğretti. Sonra en yüksek ufukta (Sidretü’l-Müntehâ’da) iken asıl şekliyle istivâ etti (doğruldu).” (en-Necm, 2-7)

“Sonra yaklaştı ve tedellî etti.” (en-Necm, 8)

“(Muhammed Mustafâ ile Rabbinin) araları, iki yay arası kadar, ya da daha yakın oldu.” (en-Necm, 9)

“Allâh o anda kuluna vahyini bildirdi.” (en-Necm, 10)

“(Muhammed Mustafâ’nın) gözleriyle gördüğünü kalbi yalanlamadı. (Ey inkârcılar!) O’nun gördükleri hakkında şimdi kendisiyle tartışacak mısınız?” (en-Necm, 11-12)

“And olsun ki (Muhammed Mustafâ), onu (Cebrâîl’i) Sidretü’l-Müntehâ’da bir defâ daha gördü.”(en-Necm, 13-14)

“Orada Me’vâ cenneti vardır. O Sidre’yi kaplayan kaplamıştı.” (en-Necm, 15-16)

“(Muhammed Mustafâ’nın) gözü, oradan ne kaydı, ne de sınırı aştı. And olsun O, Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını (da) gördü.” (en-Necm, 17-18)


Yukarıdaki ayetlerin hadis yoluyla büyüklerimizden dinlediğim kadarıyla, Peygamberimiz Ettehiyyatü gerçekleşmeden cennet ve cehennemle ilgi yerleri gezer, Tabi Tek başına değil, Cebrail a.selam ile birlikte, derinlere girmeden anlatmak gerekirse, son aşamada Cebrail a.selam bir noktada yasaklı geçemeceği yerde peygamberimizi bugünki dili ile patronun kapısının önüne kadar eşlik edebilir peygamberimiz o kapının, hadislerde geçtiği is perdenin arkasında Ettehiyyatü gerçekleşir ve aşağıdaki konuşma geçer!

Lisan ile, beden ile ve mal ile olan ibadetlerin hepsi yalnız Allahü Teala’ya mahsustur.» Bunun üzerine Cenab-ı Hak kendisine: Ey (mertebesi yüce olan) nebi!( Peygamber!) Allah'ın rahmeti, bereket ve selamı sana olsun!» diye hitap etmiştir. Ümmetini çok seven Resül-i Ekrem (S.A.V.), müslümanların iyilerine, bu yüce makamda şöyle dua etti: «Selam ve selamet bizim üzerimize olduğu gibi, Allah'ın, salih kulları üzerine olsun! ve Bu konuşmaya tanık olan Cebrail a.selem Kelime-i şehadet getirir: Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve rasuluhu. (Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur. Yine şehadet ederim ki Muhammed O’nun kulu ve elçisidir.) der

Daha çok bilgiye ulaştığımda güncellemeleri paylaşacağım,

Saygılar


Hiç yorum yok: