28 Temmuz 2015 Salı

Hak Neredeyse Onun Peşinden Git

İnsan hak bildiğini söyleyecek. 

“Kalabalık hepsi aleyhte; en iyisi ben de susayım, söylemeyeyim.”

Olmaz! Hakkı söylemesi gerektiği yerde susan dilsiz şeytandır. Herkes hakkı söylese haksızlar fırsat bulamaz.

“Yoo, elini uzatma bakalım o harama!”

“Yoo, öyle yapamazsın, olmaz!”

Herkes; “Ya bu adam varken ben haram yemeyeyim, şu haksızlığı yapmayayım.” der.

Doğrular hakim olunca eğrilere meydan, yol kalmaz; o da yavaş yavaş düzelir belki.

“Doğruluk da daha iyi be... Bak filanca adam da doğru, ne kadar kâr etti. Ben de doğru olayım.” der, düzelir.

Ama eğrilere ses çıkartılmazsa, aksine doğrulara ses çıkartılırsa o zaman iş Nasreddin Hoca’nın durumuna döner:

Bir köye gitmiş. Üstüne köpekler saldırmış. Şöyle bir çırpınmış, ne yapayım diye. Yerde bir taş görmüş, yapışmış. Meğer taş da köklüymüş, çıkmamış. Yani taş atacak da köpekleri kaçırtacak.

“Allah Allah, ne acayip köy; köpekleri salıvermişler, taşları bağlamışlar.” demiş.

Öyle olur. Onun için Allah bizi doğru sözlü, doğru özlü kimseler eylesin. Hakkı tutan, hakka yardımcı olan kimseler eylesin.

Ne güzel sıfattır, haktan yana olmak...

Peygamber Efendimiz nasıl buyurmuş?

Zül mea’l-hakkı haysü zâle.

Çalışma masamıza, yatttığımız yere, oturduğumuz yere, misafir odasına yazmamız lazım:

Zül mea’l-hakkı haysü zâle. “Hak neredeyse onun peşinden git.” diyor.

Hak nereye zâil olursa, ne tarafa doğru kayarsa, giderse sen de hakkın peşinden git.

Ne tarafa doğru gidiyorsun?

“Hak bu tarafa doğru gidiyor, ben de onun peşindeyim.”

Yoksa sen bir yol tutturmuşsun, hak şöyle kıvrılsa bu tarafta olsa sen dosdoğru gidiyorsun ama doğru değil ki, hak bu tarafta. Orada hemen bırakıvermek lazım, haktan yana dönmek lazım.


Mahmud Es'ad Coşan

Hiç yorum yok: